Duru 6 yaşında lösemi tanısı aldı, 8 yaşında sağlığına kavuştu

Sekiz yaşındaki Duru’nun bugün çok sevdiği baleye devam edebilmesi, piyano çalabilmesi ve elbette sağlıkla hayatına sürdürebilmesi lösemi tedavisinde gelinen noktanın en somut örneklerinden biri...

15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü öncesi açıklama yapan Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat’tan “akut lösemi” tanısını duyduğunda henüz beş buçuk yaşında olan Duru, iki buçuk yılda hem büyüdü hem de sağlığına kavuştu. Duru, tıbbi alandaki önemli gelişmeler sayesinde löseminin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun umut veren kanıtlarından biri.

Hayatlarının daha başlangıcında böyle bir mücadeleye girmek zorunda olan kahraman çocuklardan biri de Duru... Kıvır kıvır saçları, muhteşem gülüşüyle dikkat çeken sekiz yaşındaki Duru’nun bugün çok sevdiği baleye devam edebilmesi, küçük parmaklarını piyanosunda gezdirmesi ve elbette sağlıkla hayatını sürdürebilmesi tedavide gelinen noktanın en somut örneklerinden biri... Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat tarafından akut lösemi tanısı konduğunda henüz beş buçuk yaşında olan Duru, tedavi sürecinde büyüdü ve çocukluğunun önemli bir aşamasını da geçirdi.

“Bilinçli olduğumuzu düşünüyorduk ama… ”

Duru hastalığın en bilinen belirtilerini göstermeye başladığında anne ve babası lösemiyi akıllarına bile getirmediler. Boğazında şişlikler ortaya çıktığında bunun sık geçirdiği beta enfeksiyonundan kaynaklandığını düşündüler. Hatta bu nedenle ateşinin bile çok fazla endişelendirmediğini anlatan anne Selen Özüekren, hastalıkla tanışmalarını şöyle anlatıyor: “Şikayetler nedeniyle sıkça doktora gittik ilaç kullandık. Ama sıkıntılar geçmiyordu. Başvurduğumuz KBB uzmanı çok küçük de olsa lösemi şüphesinden bahsetti. Bunun üzerine kafamda şimşekler çaktı. Çünkü, Duru sürekli yorgun olduğunu ve bacaklarının ağrıdığını söylüyordu. Vücudunda çok ciddi hassasiyet vardı, sabahları saçlarını tararken bile canı yanıyordu ve bacaklarında uzun süre geçmeyen morluklar oluyordu. Ama o dönem hastalıkla ilgili hiç bilgi sahibi olmadığımız için bunlara dikkat etmemişiz. Açıkçası bilinçli ebeveynler olduğumuzu düşünürken lösemiyle ilgili hiçbir şey bilmediğimizi fark ettik. Sonrasında hekimimizin yönlendirmesiyle Prof. Dr. Cengiz Canpolat’a gittik ve o tarihten sonra bambaşka bir döneme girdik.”

Belirtilerin fark edilmemesi tanıda zaman kaybettirdi

Tanı konana kadar geçen bir ay Duru’nun kan değerlerinin de bozulmasına neden oldu. Kaybettikleri bu zaman nedeniyle yüksek riskli olarak başladıkları tedavide başlangıçta agresif bir tedavi uygulandı. Prof. Dr. Cengiz Canpolat, Duru’yla ilk tanışmalarını şöyle anlatıyor: “Geldiğinde kan değerlerinde bozulma ve ateş şikayeti vardı. Yaptığımız değerlendirmeler ve tetkikler sonrasında çocukluk çağının en sık görülen kanseri olan akut lösemi olduğunu anladığımızda aslında mücadelemiz yeni başlıyordu. Yaklaşık iki buçuk yıl süren zor ve yorucu bir tedavi dönemine girdik.”

“En zoru ilk bir yıldı”

Tanıda yüksek riskli olarak değerlendirildiği için Duru’nun tedavisinde ilk bir yıl çok önemliydi. Bu dönemle ilgili yaşadıklarını annesi Selen Özüekren ve babası Akgün Özüekren şöyle anlatıyor: “Tedavinin ilk kürü yaklaşık 28 gün sürdü. Bu arada hem duruma adapte olmaya, hem de tedavinin yan etkileriyle baş etmeye çalışıyorduk. Bu nedenle özellikle ilk yıl zordu. Yol üzerinde birçok engelle karşılaştık. Çünkü her şeyin yolunda gittiğini düşünürken bir anda kan değerleri bir şeyden etkilenerek düşüyor ve ateşi çıkıyordu. Ve biz kedimizi hastanede buluyorduk. Sürprizlerle dolu bir hastalık o yüzden pek plan yapmamayı öğrendik. Zamanla endişelerimizden de kurtulduk. Doktorumuzun gözündeki ışık her zaman bize umut oldu.”

Kemoterapi tedavisi yeterli oldu

Lösemi, kemik iliğinin kök hücrelerinin normal özellikleri yitirip hiç ölmeden, yaşlanmadan sürekli çoğalması ile kendini belli eden bir hastalık. Önce kemik iliğini sonra da bütün vücudu istila ediyor. Duru’da olduğu gibi lösemi hastalarında önce hangi risk grubunda olduğunu belirlemek için ayrıntılı kan testleri yapılıyor. Böylelikle hem tedavinin nasıl ilerleyebileceğini, hem de nüks riski belirlenebiliyor. Kemik iliği nakli ancak belirli yüksek risk faktörü olduğunda veya tedavi sırasında erken nüks meydana gediğinde başvurulan bir tedavi yöntemi. İncelemeler sonrasında Duru’da kemik iliği naklini gerektirecek bir risk bulunmadığı saptandı ve bu nedenle kemoterapiyle tedavi edildi.

“Orkestrasının birçok enstrümanı aynı güzellikte çalmalı”

Lösemi tedavisi boyunca hastanın ve gerekirse hasta yakınlarının psikolojik olarak da desteklenmesi son derece önem taşıyor. Bununla birlikte tedavi sürecinde alınan ilaçlar, hem şeker, hem de kemik kalsiyum metabolizmasını bozabiliyor. Bu nedenle çocukların aşırı kilo alma ve yağlanma riski ortaya çıkabiliyor. Tüm bu risklerin önlenmesi de tedavi başarısını etkiliyor. Prof. Dr. Cengiz Canpolat, “Sonuçta tedavi boyunca bahsettiğimiz bütün unsurların bir arada çalışması, yani orkestranın tüm enstrümanlarının belli bir düzen içinde ve çok iyi çalmasını sağlamak çok büyük önem taşıyor.”

“Artık Duru’nun başarılarını takip edeceğiz”

Yaklaşık iki buçuk yıl devam eden tedavinin sonucunda da omurilikten alınan sıvı patolojiye gönderilerek kötü hücrelerin olup olmadığı araştırıldı. Duru’nun tüm değerleri istenen düzeyde çıktı. Yani O artık tam olarak iyileşti. Çok sevdiği bale derslerine de devam ediyor. Hatta büyüyüp serpilmeye bile başladı...

Duru’nun tedavi boyunca inanılmaz olgunlukta ve çok iyi bir hasta olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cengiz Canpolat, elde edilen başarıda ailenin tam uyumu ve evde de tedavinin gerekliliklerini yerine getirilmesinin önemine işaret ediyor.

Aileler belirtileri çok kolay fark edemiyor

Çocuklar sürekli olarak ebeveynlerin gözleri önünde olduğu için çok hızlı bir değişiklik olmadığı sürece hastalığın belirtilerini fark edemediklerine işaret eden Prof. Dr. Cengiz Canpolat, ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor:

“Her ne kadar halsizlik, bitkinlik, solukluk öncelikle kansızlığı düşündürse de aileler mutlaka lösemi için bir hematolog değerlendirmesine başvurmalı. Bununla birlikte tedaviye rağmen düşmeyen ateş, vücudun darbeye açık olmayan yerlerinde birdenbire ya da küçük bir darbeyle oluşan morarmalar, burun ve diş eti gibi küçük kanamalar uyarıcı olmalı ve mutlaka hekime başvurulmalı.”

Hayattan hiç kopmadılar

Şu an Duru sekiz yaşında. Ama aile tedavi boyunca hayatlarını durdurmadı, Duru’nun da sağlığı elverdiği sürece çocukluğunu yaşaması için çaba gösterdi. Duru fırsat buldukça çok sevdiği piyanosunu çalmaya ve hatta dans etmeye devam etti. Kendini mutlu edecek hiçbir şeyi sınırlandırmadı. Selen Özüekren,“Biz bu süreçte çok gülüp eğlendik. Hem ailemizden, hem de arkadaşlarımızdan çok ciddi destek aldık. Yani hiç asosyal olmadık eve kapanmak zorunda kalmadık” diyor.

Lösemiyi uzun soluklu grip ya da zatürre gibi düşündüklerini ve bu şekilde üstesinden geldiklerini söyleyen Akgün Özüekren, “Hayatımızı hiçbir zaman durdurmadık sadece koşullara uyum sağlayarak yaşadık” diye konuşuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.