Fas'ın kuzeyindeki Fnideq sahillerinde toplanan binlerce kişi, gözlerini birkaç yüz metre ötedeki İspanyol toprağı Ceuta’ya dikecektir. Temmuz sonu ve Ağustos 2026 başı itibarıyla Akdeniz yine insanlık dramlarına sahne olacaktır. Kimi dalgalarla boğuşarak yüzmeye çalışacak, kimi derme çatma botlarla sınırı zorlayacaktır. Sonuç ise ne yazık ki değişmeyecektir: Dalgaların kıyıya vurduğu cansız bedenler ve sahil güvenlik ekiplerinin kurtarma telaşı.
Yıllardır değişmeyen bu trajik manzara, küresel sistemin en büyük ayıplarından biri olarak karşımızda duruyor. Birkaç yüz metrelik bir deniz mesafesinin "yaşam" ile "ölüm" arasındaki çizgi haline gelmesi, sadece bir sınır güvenliği meselesi değildir. Kıyıya vuran her beden, uluslararası diplomasinin ve insani yardım mekanizmalarının sınıfta kaldığının en acı kanıtıdır.
Fastan Neden Kaçıyorlar? Neler Oldu?
Yolculuğa çıkanların derdi tek bir nedene dayanmayacaktır. Faslı gençler arasında çığ gibi büyüyen işsizlik, umutsuzluk ve Avrupa’da yeni bir hayat kurma arzusu işin en somut kısmı olacaktır. Ancak hikaye sadece Faslılarla sınırlı kalmayacaktır. Sahra Altı Afrika'nın yoksul ve çatışmalı bölgelerinden kaçan binlerce göçmen için de Fas, Avrupa hayaline açılan bir transit durak olacaktır. İspanya'ya bağlı özerk şehirler Ceuta ve Melilla ise Afrika toprağında olmalarına rağmen doğrudan Avrupa Birliği sınırı sayılacaktır. Kıyılar birbirine o kadar yakın ki, insanlar o mesafeyi bir yüzme mesafesi gibi görüp ölümü göze alacaktır.
Haritaya baktığınızda Ceuta, Afrika toprağında bir Avrupa adacığı gibi duruyor. İşte bu coğrafi ironi, çaresiz insanlar için mıknatıs etkisi yaratıyor. Ancak bu kaçışın arkasında sadece yoksulluk değil; gençliğe sunulamayan gelecek, ekonomik umutsuzluk ve bölgesel istikrarsızlıklar yatıyor. İnsanların yüzerek ölümü göze alması, geride bıraktıkları hayatın onlar için zaten bir tür "yaşayan ölüm" olduğunun ifadesidir.
Tabii bu çaresizlik piyasasını karlı bir sektöre çeviren insan kaçakçılarını da unutmamak gerekecektir. Şebekeler, çaresiz insanlardan binlerce euro toplayıp onları yetersiz ekipmanlarla dalgaların kucağına itecektir.
Dış haberler servislerinde çalışırken en çok kanımıza dokunan nokta bu illegal şebekeler oluyor. İnsanların çaresizliğini, son birikimlerini ve umutlarını sömüren bu mafyatik yapılar, kelimenin tam anlamıyla bir "ölüm ticareti" yürütüyor. Yetersiz can yelekleriyle insanları ölüme göndermek, organize cinayetten farksızdır ve küresel düzeyde en ağır yaptırımlarla hedef alınmalıdır.