Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da peş peşe yaşanan silahlı saldırıların ardından, okullarda güvenlik ve gençlerde artan şiddet eğilimi yeniden ülke gündemine taşındı. Uzmanlara göre bu tür olaylar tek bir nedene bağlanamayacak kadar geniş bir alanı kapsıyor. Aile içi iletişim sorunları, akran zorbalığı, dışlanma, dijital ortamda maruz kalınan baskı, sosyal medyada şiddetin sıradanlaştırılması ve gençlerin kendini yalnız hissetmesi bu tabloyu büyüten başlıklar arasında yer alıyor. Eğitim kurumlarında yaşanan saldırıların ardından yapılan değerlendirmelerde, gençlerin çoğu zaman olay öncesinde çeşitli işaretler verdiği, ancak bu işaretlerin zamanında fark edilmediği ifade ediliyor.
Uzmanlar Gençlerde Şiddet Eğiliminin İşaretlerine Dikkat Çekti
Uzmanların değerlendirmelerine göre okulda yaşanan şiddet olayları aniden ortaya çıkmıyor. Birçok vakada saldırgan davranış sergileyen gençlerin öncesinde sosyal geri çekilme, tehdit içeren konuşmalar, ani öfke patlamaları, kurallarla sürekli çatışma, fiziksel kavgaya yönelme ve çevresinden uzaklaşma gibi belirtiler gösterdiği aktarılıyor. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, saldırganların büyük bölümünün önceden sinyal verdiğini belirtirken, sosyal ve duygusal beceri eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Gökşin Karaman da dışlanmanın gençler üzerinde ağır etki oluşturduğunu, sessiz kalan bir çocuğun sorunsuz kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti. Uzmanlara göre gencin kendini görülmeyen, istenmeyen ya da değersiz hissetmesi, saldırgan davranışlara giden süreci hızlandırabiliyor. Bu nedenle okul içinde sadece disiplin değil, ilişki kurma biçimi de büyük önem taşıyor.
Aile, Okul Ve Dijital Ortam Birlikte Ele Alınmalı
Uzman isimler, okul şiddetinin azaltılması için yalnızca bina güvenliği ya da kapı kontrollerinin yeterli olmayacağını belirtiyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Yakup Erdoğan, ani davranış değişimleri, yoğun kızgınlık, intikam düşüncesi, şiddet içerikli materyallere ilgi ve agresif gruplarla yakınlaşmanın erken uyarı işaretleri arasında bulunduğunu aktardı. Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım ise sorunun bireysel, ailesel, okul temelli ve toplumsal yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Sosyolog Dr. Berat Dağ da aile içi iletişim sorunlarının çocukların davranışlarına doğrudan yansıdığını, güven ve adalet duygusunun okul ortamında güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Uzmanlara göre çözüm için ailelerin çocuklarıyla daha açık iletişim kurması, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlerin erken risk işaretleri konusunda desteklenmesi ve dijital zorbalığa karşı daha güçlü adımlar atılması gerekiyor. Okullarda çocukların kendini güvende hissettiği, sözünün duyulduğu ve destek alabildiği bir ortam kurulması, bu alandaki en temel ihtiyaçlardan biri olarak öne çıkıyor.