ABD Başkanı Donald Trump, İran ile varılan mutabakat sonrası Hürmüz Boğazı’nda petrol yüklü gemi trafiğinin yeniden hareketlendiğini açıkladı. Trump, çok sayıda petrol yüklü geminin boğazdan çıkmaya başladığını ve gemilerin güvenli güney koridorunu kullandığını duyurdu. Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki bu hareketlilik, ABD-İran anlaşması öncesi atılan ilk somut adımlardan biri olarak değerlendirildi. Piyasalar ise 19 Haziran’da yapılması beklenen imza törenine odaklandı.
Aylardır süren gerilim nedeniyle dünya petrol piyasalarının yakından izlediği Hürmüz hattında gelen yeni açıklama, enerji arzı endişelerini bir ölçüde azalttı. Trump’ın mesajı, anlaşmanın sahadaki ilk etkilerinin görülmeye başladığı şeklinde yorumlandı. Ancak anlaşma metninin henüz kamuoyuna açıklanmamış olması ve teknik müzakerelerin devam etmesi, sürecin tamamen netleşmediğini gösteriyor.
Hürmüz Boğazı’nda Gemi Trafiği Başladı
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada petrol taşıyan birçok geminin Hürmüz Boğazı’ndan çıkmaya başladığını belirtti. ABD Başkanı, gemilerin “güney koridoru” üzerinden ilerlediğini ve bu rotanın güvenli olduğunu ifade etti. Açıklama, petrol fiyatları, enerji arzı ve Körfez güvenliği açısından kritik bir mesaj olarak öne çıktı.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olarak biliniyor. Bu nedenle boğazdaki her güvenlik riski, küresel enerji fiyatlarına doğrudan yansıyor. ABD ile İran arasındaki gerilim sürecinde Hürmüz üzerinden geçen tanker trafiği büyük ölçüde tartışma konusu haline gelmişti.
Trump’ın son açıklaması, boğazdaki geçişlerin yeniden başlaması açısından piyasalara güven vermeyi amaçlayan bir adım olarak değerlendirildi. Ancak uzmanlar, gemi trafiğinin tamamen normale dönmesi için yalnızca siyasi açıklamaların yeterli olmayacağını, güvenlik, sigorta, mayın temizliği ve rota planlaması gibi teknik süreçlerin de tamamlanması gerektiğini belirtiyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, metnin hafta içinde kamuoyuna duyurulmasını umduklarını söyledi. Vance, Hürmüz Boğazı’nın uzun vadede ücretsiz şekilde açık kalmasını beklediklerini ifade etti. Ancak teknik detayların taraflar arasında yürütülecek müzakerelerle netleşeceğini vurguladı.
ABD ile İran arasında varılan mutabakatın 19 Haziran Cuma günü İsviçre’de imzalanması bekleniyor. Vance’in açıklamasına göre İran tarafını imza töreninde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın temsil etmesi bekleniyor. ABD tarafında kimin imza atacağına ilişkin bilgi ise henüz netleşmedi.
Basına yansıyan taslak metinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, deniz ablukasının kaldırılması, petrol ve petrokimya satışlarına yönelik yaptırımların askıya alınması, İran’ın dondurulmuş mali kaynaklarına erişimi ve 60 günlük yeni müzakere süreci gibi başlıklar öne çıkıyor. Taslakta ayrıca Lübnan dahil bölgesel cephelerde çatışmaların durması ve nihai anlaşmanın BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanması gibi maddelerin yer aldığı belirtiliyor.
Anlaşmanın en hassas bölümlerinden biri ise İran’ın nükleer programına ilişkin başlıklar olacak. İlk mutabakatın daha çok ateşkes, Hürmüz Boğazı’nın açılması ve yaptırımların aşamalı şekilde ele alınmasına odaklandığı, nükleer programla ilgili ayrıntılı düzenlemelerin ise sonraki görüşmelere bırakıldığı aktarılıyor. Bu nedenle 60 günlük müzakere süreci, anlaşmanın kalıcı olup olmayacağını belirleyecek ana dönem olarak görülüyor.
İran Dışişleri Bakanlığı cephesinden yapılan açıklamalarda Lübnan’daki savaşın sona ermesinin mutabakatın ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Bu açıklama, anlaşmanın yalnızca Hürmüz Boğazı ve enerji ticaretiyle sınırlı olmadığını, bölgesel çatışma dosyalarını da kapsadığını gösteriyor.
Küresel piyasalar açısından en önemli beklenti ise petrol akışının kalıcı biçimde normale dönmesi. Trump’ın gemi trafiğine ilişkin açıklaması kısa vadede rahatlama yaratsa da, resmi metnin yayımlanması, imza töreninin gerçekleşmesi ve sahadaki güvenlik düzenlemelerinin uygulanması sürecin gerçek yönünü belirleyecek. Bu nedenle 19 Haziran’da yapılması beklenen imza töreni, hem diplomasi hem de enerji piyasaları açısından kritik eşik olarak takip edilecek.