İftardan sonra görülen baş ağrısı, çoğu zaman toksin atılımından değil, oruç süresince vücudun alıştığı denge ile iftar sonrası oluşan ani değişimlerden kaynaklanır. Bu durum yaygın olarak “oruç baş ağrısı” şeklinde tanımlanır ve birkaç temel nedene dayanır.
İlk neden kan şekeri dalgalanmasıdır. Gün boyu aç kalan vücut, iftarda özellikle hızlı tüketilen şekerli veya yoğun karbonhidratlı gıdalarla birlikte ani bir kan şekeri yükselmesi yaşar. Uzmanların yaptığı açıklamaya göre bu hızlı yükselişin ardından gelen düşüş, baş ağrısını tetikleyebilir. Özellikle tatlıyla açılan iftarlarda bu durum daha sık görülür.
İkinci önemli etken sıvı eksikliğidir. Oruç süresince yeterli su alınmaması, gün sonunda hafif ya da orta düzeyde susuzluğa yol açar. İftarda kısa sürede fazla miktarda yemek yenip suyun geri planda kalması, damarların genişleyip daralmasını etkileyerek baş ağrısına neden olabilir.
Bir diğer faktör kafein yoksunluğudur. Günlük hayatta çay veya kahve tüketen kişiler, oruç süresince kafein almadığında vücut buna tepki verebilir. İftardan sonra ortaya çıkan baş ağrısı, gün içinde oluşan kafein eksikliğinin gecikmiş etkisi şeklinde değerlendirilebilir.
Beslenme hızı da belirleyicidir. İftarda çok hızlı yemek yemek, mide ve bağırsaklara ani yük bindirir. Sindirim sistemine yönelen kan akışı artarken beyne giden kan akışında göreceli bir azalma yaşanabilir. Bu fizyolojik değişim de baş ağrısını tetikleyen unsurlar arasında gösterilir.
“Oruç baş ağrısı toksinle mi ilgilidir?” sorusu ise sıkça gündeme gelir. Uzmanların yaptığı açıklamaya göre iftardan sonra görülen baş ağrısı doğrudan toksin atımıyla ilişkilendirilmez. Vücut toksinleri esas olarak karaciğer ve böbrekler aracılığıyla sürekli olarak temizler. Baş ağrısı, daha çok beslenme düzeni, sıvı dengesi ve metabolik değişimlerle bağlantılıdır.