Türkiye’nin ham çelik üretimi, 2026 yılı Nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,4 artarak 3,3 milyon tona yükseldi. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği’nin açıkladığı verilere göre üretim, yılın ilk 4 ayında ise yüzde 6,3 artışla 13 milyon ton seviyesine ulaştı. Nihai mamul tüketimi de Nisan ayında yıllık bazda yüzde 12 artarak 3,3 milyon tona çıktı. Ocak-Nisan döneminde tüketim yüzde 9,7 artışla 13,2 milyon ton oldu.
Çelik sektöründe üretim ve tüketim tarafındaki artış olumlu bir tablo ortaya koyarken, dış ticaret dengesi sektör temsilcilerinin gündeminde kalmaya devam ediyor. Nisan ayında çelik ürünleri ihracatı miktar bazında yüzde 11,3 artarak 1,3 milyon tona, değer bazında ise yüzde 9,3 yükselişle 885,5 milyon dolara ulaştı. Buna karşılık ithalat da miktar bazında yüzde 17,7 artışla 1,6 milyon ton, değer bazında yüzde 7,8 artışla 1,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Çelik Üretiminde Artış Ne Anlama Geliyor?
Nisan ayındaki üretim artışı, Türk çelik sektörünün yılın ikinci çeyreğine güçlü bir başlangıç yaptığını gösterdi. Ham çelik üretiminin 3,3 milyon tona ulaşması, iç talebin ve sanayi üretimindeki hareketliliğin sektöre yansıdığını ortaya koyuyor. Özellikle nihai mamul tüketiminde yaşanan yüzde 12’lik artış, inşaat, altyapı, otomotiv, makine ve imalat sanayilerinde çelik talebinin canlı kalmaya devam ettiğine işaret ediyor.
Ocak-Nisan döneminde üretimin 13 milyon tona çıkması da sektörün yılın ilk bölümünde dünya ortalamasının üzerinde bir performans sergilediği şeklinde değerlendiriliyor. Ancak üretim artışına rağmen dış ticaret tarafında ithalatın ihracata göre daha güçlü artması, sektörün rekabet koşulları açısından yeni soru işaretleri doğuruyor.
Yılın ilk 4 ayında çelik ürünleri ihracatı miktar bazında yüzde 3,3 azalarak 4,8 milyon tona, değer bazında ise yüzde 5,5 gerileyerek 3,2 milyar dolara düştü. Aynı dönemde ithalat miktar bazında yüzde 6,3 artışla 5,9 milyon tona, değer bazında yüzde 0,9 yükselişle 4,1 milyar dolara çıktı. Böylece ihracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 83,4 seviyesinden yüzde 78,1’e geriledi.
Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, sektörün üretim tarafında güçlü performans göstermesine rağmen dış ticaret ve küresel rekabet koşullarında önemli risklerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yayan, enerji fiyatlarını artıran jeopolitik gelişmelerin ve Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na ilişkin belirsizliklerin sektörü olumsuz etkilediğini ifade etti.
TÇÜD değerlendirmesinde, AB’nin çelik ithalatına yönelik koruma tedbirleri kapsamında attığı adımların Türk çelik sektörü üzerindeki baskıyı artırdığı vurgulandı. Türkiye’ye tanınması beklenen kotaların geçmiş dönem seviyelerinin altında kalması ihtimalinin, Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmalarından doğan imkanların zayıfladığı yönünde yorumlandığı belirtildi.
Yayan, Avrupa pazarına girişte kota sınırlamalarının Türk çelik ürünleri için ciddi bir engel oluşturduğunu, buna karşılık Avrupa menşeli üreticilerin Türkiye pazarına kota sınırlaması olmadan erişebilmesinin rekabet dengesizliğini artırdığını söyledi. Bu nedenle sektörün hem AB kaynaklı kısıtlamalara hem de üçüncü ülkelerden gelen yoğun ithalata karşı korunması gerektiği ifade edildi.
Çelik üretimindeki artış, sektörün üretim kapasitesi ve talep tarafında güçlü kaldığını gösterse de ihracatın ithalatı karşılama oranındaki gerileme dikkat çekiyor. Sektör temsilcileri, ABD ve AB başta olmak üzere birçok çelik üreticisi ülkede uygulanan ticaret politikası önlemlerine benzer tedbirlerin Türkiye’de de hızlı şekilde gündeme alınması gerektiğini savunuyor.