Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, her yıl sonu ve yıl başında kronikleşen ilaç yokluğu sorununa dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mevsimsel hastalıkların artışı ve enflasyonist ortamın tetiklediği bu krizin faturasının eczacılara kesilmemesi gerektiğini vurgulayan Saydan, sorunun temelinde hatalı fiyatlandırma politikalarının yattığını belirtti.
Fiyat politikası ekonomik gerçeklerle uyumsuz
Nurten Saydan yaptığı yazılı açıklamada, son beş yıldır her sene aynı dönemlerde benzer sıkıntıların yaşandığına dikkat çekti. İlaç yokluklarının baş sorumlusunun mevcut ilaç fiyat kararnamesi olduğunu ifade eden Saydan, ilaçların Türkiye pazarına yeterli miktarda arz edilmemesinin nedenini, belirlenen fiyatların reel ekonominin çok gerisinde kalması olarak açıkladı. Saydan'a göre, ilaç firmalarının bu 'fiyat kaosu' ortamında sevkiyatı kısması, hem eczacıları hem de tedavi bekleyen vatandaşı mağdur ediyor.
Eczacılar sermayeleriyle 'sigorta' görevi görüyor
Eczacıların kendi sermayeleriyle; ilaç depoları, firmalar ve hastalar arasında sıkışmış bir halde hizmet vermeye çalıştığını hatırlatan Saydan, eczanelerin ilaç sakladığına dair algının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Özellikle hayati öneme sahip ve arzı kısıtlı olan raporlu ilaçlarda, daha fazla hastanın tedavisinin aksamaması için üç aylık yerine birer kutuluk tedarik yoluna gittiklerini belirten Saydan, eczacıların bu süreçte bir nevi sosyal sigorta görevi üstlendiğini savundu.
'İlacı ismi değil, etken maddesi iyileştirir'
Vatandaşlara 'eşdeğer ilaç' kullanımı konusunda çağrıda bulunan TEİS Başkanı, kamuoyunda yanlış bilinen 'yan sanayi' veya 'benzer ilaç' gibi tanımlamaların bilimsel bir karşılığı olmadığını vurguladı. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı denetiminden geçen eşdeğer ilaçların orijinal ilaçlarla birebir aynı etkiyi gösterdiğinin altını çizen Saydan, hastaların eczacılarına güvenmelerini istedi. Saydan, hastalıkları iyileştiren unsurun ilacın ticari markası değil, içindeki etken madde olduğunu hatırlatarak, tedavi sürecinde bu bilimsel gerçeğin esas alınması gerektiğini ifade etti.