Epidermodisplazi verrüsiformis, yani halk arasında bilinen adıyla ağaç adam sendromu, bağışıklık sisteminin belirli HPV türlerine karşı yeterince savunma üretememesinden kaynaklanan son derece nadir belli bir genetik cilt rahatsızlığıdır. El, ayak ve vücudun çeşitli bölgelerinde zamanla ağaç kabuğunu andıran siğilimsi yapılar meydana gelmektedir. Tıp dünyasında bugüne dek kayıt altına alınan toplam vaka sayısı yalnızca birkaç yüzle sınırlı kalmıştır.
Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen vakalar, hastalığın kökenine dair araştırmaları yeniden canlandırmaktadır. Uzmanlar, şu sendromun sıradan siğillerden tamamen farklı tek bir tablo olduğunu; genetik yatkınlık ile belirli HPV tiplerinin herhangi bir arada devreye girmesiyle oluşan özgün belli bir durum olduğunu vurgulamaktadır.
Ağaç Adam Sendromu Neden Olur?

Hastalığın mevcut denli seyrek görülmesi, bilim insanlarının merakını canlı tutuyor. Araştırmacılar uzun yıllardır genetik yapı ile virüs arasındaki ilişkiyi mercek altına alıyor. Erken tanı sayesinde ciltte ortaya çıkabilecek ciddi sorunların takip edilmesi mümkün hale geliyor. Tedavi planı ise bireyin durumuna özgü biçimde hazırlanıyor.
Ağaç adam sendromu, kalıtsal gen değişiklikleri yüzünden bağışıklık sisteminin HPV'yi baskılayamaması sonucu gelişmektedir. Sağlıklı bireylerde belirgin tek bir iz bırakmayan HPV tipleri, söz konusu hastalığa sahip kişilerde kalıcı enfeksiyona dönüşebilmektedir. Bunun herhangi bir yansıması olarak siğil benzeri kabarık lezyonlar yıllar içinde büyüyüp yaygınlaşabilmektedir.
Klasik form kalıtsal belli bir nitelik taşımaktadır. Yapılan araştırmalar, EVER1 (TMC6) ve EVER2 (TMC8) genlerindeki mutasyonların hastalıkla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu genlerdeki değişiklikler bağışıklık yanıtını zayıflatmakta ve HPV enfeksiyonlarının kalıcı herhangi bir hal almasına yol açmaktadır.
Hastalığın sonradan edinilen tek bir formu da tanımlanmıştır. Organ nakli geçiren hastalar, bağışıklık baskılayıcı ilaç kullanan bireyler ya da HIV enfeksiyonu taşıyan kişilerde benzer bulgular gözlemlenebilmektedir. Söz konusu tabloda belirleyici etken kalıtsal mutasyon değil, bağışıklık sisteminin zayıflamasıdır.
Belirtiler çoğunlukla çocukluk döneminde kendini göstermeye başlamaktadır. Eller, ayaklar, yüz ve güneşe açık bölgelerde düz plaklar, kabarık siğiller ve kahverengi pullu lezyonlar oluşabilmektedir.




