Cambridge Üniversitesi'nden bilim insanları, insan beyninin doğumdan 90 yaşına kadar olan yolculuğunu mercek altına alan kapsamlı bir araştırma yayımladı. Araştırma sonuçlarına göre beyindeki bağlantıların beş ana evrede değiştiği, çocukluğun 9 yaşına kadar sürdüğü, ergenliğin ise 9-32 yaş aralığını kapsadığı saptandı. Yetişkinlik döneminin ancak 32 yaşından sonra başladığını gösteren bu veriler, özellikle 20'li yaşlardaki bireylerin yaşadığı duygusal dalgalanmalar ve karar alma süreçlerine dair yeni bir perspektif sundu. Söz konusu bilimsel gelişmeyi ve bu durumun bireylerin ruh sağlığı üzerindeki yansımalarını Uzman Klinik Psikolog Fulya Büyükbaşoğlu 24 Saat Gazetesi'ne değerlendirdi.
![]()
'Yetişkinliği bir süreç olarak görmek kişiyi rahatlatır'
Araştırma bulgularının geleneksel gelişim modellerini nasıl etkilediğini açıklayan Fulya Büyükbaşoğlu, yetişkinliğin çocukluk ve ergenlikten sonra 20'li yaşlar itibarıyla başlayan bir dönem olarak kabul edildiğini ancak araştırmaların özellikle yürütücü işlevlerin merkezi olan prefrontal korteksin gelişiminin 20'li yaşlar boyunca devam ettiğini gösterdiğini belirtti. Bu durumun yetişkinlik döneminin 18 yaşında tamamlandığı düşüncesinden farklı olarak, kapasitesi ve işlevleri zamanla genişleyen bir işlevsellik olduğunu ifade eden Büyükbaşoğlu, yetişkinliği sabit ve tamamlanmış bir kimlik değil, geliştirilebilir bir kimlik olarak görmenin psikolojik olarak kişiyi rahatlattığını dile getirdi.
![]()
'Genç yetişkinlerin yaşadığı kararsızlık kişisel bir eksiklik değildir'
Ergenliğin 32 yaşına kadar uzamasının kimlik inşası üzerindeki etkilerine değinen Büyükbaşoğlu, bulguların genç yetişkinlerin yaşadığı kararsızlık, yaşamdaki yön arayışı ve duygusal dalgalanmaların kişisel bir sorun ya da eksiklik değil, gelişimsel bir süreç olduğunu gösterdiğini aktardı. Bu durumun genç yetişkinlerin kendilerini yaşanan duygusal süreçlerde daha az yargılayan ve şefkat gösteren bir tutum içerisinde olmalarını sağlayabileceğini söyleyen Büyükbaşoğlu, bunun da kişilerde kendini suçlamayı azalttığını, öz şefkati artırdığını ve 'her şeyi hemen şimdi başarmalıyım' düşüncelerinin baskısını azalttığını ifadelerini kullandı.
![]()
'Mevcut bulguların yanlış yorumlanması sorumlulukları erteletebilir'
Sosyal ve duygusal olgunluğun beyin gelişimiyle ilişkisini değerlendiren Büyükbaşoğlu, elde edilen bulguların yanlış yorumlanmasıyla birlikte bazı bireylerde sorumlulukları erteleme davranışı gelişebileceğini söyledi.
Büyükbaşoğlu, 'Elde edilen bu bulguların yanlış yorumlanmasıyla birlikte bazı bireylerde sorumlulukları erteleme ya da 'nasıl olsa beynim henüz tam gelişmedi' şeklinde düşüncelere dönüşebilir. Yetişkinlik sürecini fazlasıyla uzatmak, karar almaktan kaçınmak veya dış koşulları sürekli beklemek gibi kişinin hayatında sorunları ortaya çıkarabilecek durumları ortaya çıkarabilir. Ayrıca aileler ve toplum bu bilgiyi aşırı korumacı bir yerden değerlendirirse genç bireyin özerklik geliştirmesi gecikebilir. Bu da özgüven ve yeterlilik duygusunu zayıflatabilir' diye konuştu.
![]()
'Yirmili yaşlar seçeneklerin en çok olduğu evredir'
20'li yaşların eğitim, iş ve ilişki gibi birçok konuda belirsizliklerin yaşandığı bir dönem olduğunu belirten Büyükbaşoğlu, psikolojik olarak bu dönemi kimlik inşası ve yön bulma açısından belirsizliğin yüksek, seçeneklerin çok olduğu bir evre olarak açıklayabileceklerini kaydetti. Kişinin kendi potansiyelini keşfetmesinin bu dönemleri kapsadığını ifade eden Büyükbaşoğlu, bireyin hayatıyla ilgili önemli kararlar aldığı ve bu seçimlerin sorumluluğunu taşımasının bazı kişilerde kaygı ve stres belirtilerini ortaya çıkardığını belirtti.
Büyükbaşoğlu, 'Genç yetişkinlerde karar almakta zorlanma ve sık yön değiştirme hem devam eden beyin gelişimiyle hem de psikolojik süreçlerle ilişkili bir durumdur. Bu dönemdeki yetişkinlerin kararsızlık yaşamaları, sık sık fikir ve yön değiştirmeleri gelişimsel olarak olağan bir durum olarak değerlendirilebilir.
Bu dönemde birey, henüz tam olarak oturmamış ve gelişmeye devam eden bir kimlik yapısı içinde seçim yapmaya çalışır. 'Ben kimim?', 'Ne istiyorum?', 'Bana ne iyi geliyor?', 'Hangi seçim benim için ve hayatım için daha uygun?' gibi sorular henüz netleşmemiştir. Bu süreçte verilen kararları sorgulamak ya da değiştirmek, kimlik keşfinin önemli bir parçasıdır. Günümüzde dijital çağın ilerlemesiyle birlikte seçeneklerin fazlalığı, sosyal medya üzerinden sürekli karşılaştırma ve en doğru kararı verme baskısı, karar alma sorumluluğunu daha da zorlaştırmaktadır' dedi.
![]()
'Yetişkinlik, hatasız olmak değil, belirsizlikle baş edebilme becerisini geliştirebilmektir'
Genellikle kimlik keşfi, aidiyet arayışı, mesleki yönelim denemeleri ve ideal benlik ile gerçek yaşam gibi konuların bu dönemde zihinde geniş yer kapladığını ifade eden Büyükbaşoğlu, 'Bu araştırma ışığında kendisini geç kalmış ve yetersiz hisseden gençlere öneri olarak; gelişimsel süreçte deneyimlere açık olabilmek, bu sürecin bir yarış değil bir sürecin yönetiminin öğrenilmesi olduğunu bilmek önemli olacaktır. Küçük ve sürdürülebilir adımlar önemli. Başkalarının değerleri yerine kendi değerlerini merkeze almak, büyük kararları tek seferlik hayat seçimi gibi değil, değiştirilebilir denemeler gibi ele almak, küçük kazanımların ve adımların rutine dönüştürülmesi ve eğer yoğun kaygı ve işlev kaygı varsa profesyonel destek almak önemli olacaktır. Yetişkinlik, hatasız olmak değil, belirsizlikle baş edebilme becerisini geliştirebilmektir' sözlerini aktardı.




