İran, ABD ve İsrail hattında son günlerde artan gerilim, Lübnan cephesindeki çatışmalarla birlikte daha geniş bir bölgesel krize dönüşme riski taşıyor. İran Devrim Muhafızları’nın Kuveyt’teki ABD güçlerini hed
ef aldığı yönündeki açıklamalar, İsrail’in Beyrut’un Dahiye bölgesine saldırı talimatı vermesi ve Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine yönelik saldırıları bölgede ateşkes dengesini sarstı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı daha önce İran’ın Kuveyt’e doğru balistik füze fırlattığını, füzenin Kuveyt güçlerince engellendiğini duyurmuştu; İran tarafının “üs imha edildi” iddiası ise bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
Beyrut ve İsrail’in kuzeyi arasında yaşanan karşılıklı saldırılar, Lübnan’daki kırılgan ateşkes sürecini yeniden tartışmaya açtı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Beyrut’un güney banliyölerine saldırı emri verdiği, İsrail ordusunun Dahiye’de Hizbullah hedeflerini vurduğunu açıkladığı bildirildi. Associated Press, İsrail saldırılarının Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine düzenlediği roket saldırılarının ardından geldiğini aktardı.
İran Ve ABD Hattında Misilleme Tehlikesi
İsrail savaş uçaklarının Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik saldırıları, çatışmanın Lübnan’ın başkentine doğru yayılabileceği endişesini artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İsrail’in kuzeyinde huzur olmadığı sürece Beyrut’ta da huzur olmayacağı yönünde sert açıklamalarda bulundu. Netanyahu ise Hizbullah’ın kuzey İsrail’deki yerleşimleri hedef aldığını savunarak, Beyrut’ta Hizbullah’a ait hedeflerin vurulacağını ifade etti. The Guardian, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yönelik hava saldırısı emrinin Lübnan’daki çatışmada büyük bir tırmanış anlamına geldiğini yazdı.
Hizbullah cephesinden yapılan açıklamalarda ise İsrail’in kuzeyindeki askeri hedeflere roket ve füze saldırıları düzenlendiği belirtildi. İsrail tarafı bu saldırıları gerekçe göstererek Lübnan’ın güneyinde kara operasyonlarını genişletme mesajı verdi. AP’nin aktardığına göre İsrail kara güçlerinin Lübnan içinde son yılların en derin ilerleyişlerinden birini yaptığı, tarafların birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçladığı bildirildi.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise tüm bu gerilime rağmen İsrail ile müzakere sürecinden geri adım atılmayacağını vurguladı. Avn, müzakerenin savaştan daha güvenli bir yol olduğunu belirterek çözümün zaman alacağını, ancak başka seçenek bulunmadığını söyledi. Reuters da ABD’nin İsrail-Lübnan hattındaki gerilimi azaltmak için yeni bir diplomatik plan sunduğunu ve bu planın karşılıklı saldırıların durdurulmasını hedeflediğini aktardı.
Gerilimin bir diğer ayağı ise İran ile ABD arasındaki karşılıklı saldırı iddiaları oldu. Financial Times, İran’ın ABD’nin İran’daki askeri hedeflere yönelik saldırılarına karşılık olarak Kuveyt’teki bir ABD üssünü hedef aldığını yazdı. Haberde, ABD’nin İran’a ait radar ve insansız hava aracı kontrol noktalarını vurduğu, İran’ın ise Kuveyt’teki ABD varlığına saldırı düzenlediğini duyurduğu aktarıldı.
CENTCOM kaynaklı önceki açıklamalarda İran’ın Kuveyt’e doğru balistik füze fırlattığı, füzenin Kuveyt güçleri tarafından engellendiği belirtilmişti. Bu nedenle “ABD üssü imha edildi” yönündeki iddialar için şu aşamada resmi ve bağımsız doğrulama bulunmuyor. ABD tarafı, füzelerin etkisiz hale getirildiğini ve Amerikan personelinin zarar görmediğini savunuyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını ateşkesin ihlali olarak nitelendirdi. Arakçi, ateşkesin yalnızca İran-ABD hattıyla sınırlı olmadığını, Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını savundu. İran Genelkurmay Başkanlığı da İsrail’in Lübnan’daki saldırılarının sürmesinin İran Silahlı Kuvvetleri açısından kabul edilemez olduğunu belirterek gerilimi daha da artırabilecek bir mesaj verdi.
Bölgedeki tablo, diplomasi ile askeri tırmanışın aynı anda ilerlediği tehlikeli bir sürece işaret ediyor. ABD bir yandan İsrail-Lübnan hattında yeni bir ateşkes planı için devreye girerken, diğer yandan İran ile yaşanan askeri temaslar ateşkesin geleceğini belirsiz hale getiriyor. Lübnan’daki saldırılar, Hizbullah’ın karşılıkları ve İran’ın uyarıları dikkate alındığında, krizin yalnızca tek cephede değil, birbirine bağlı çoklu cephelerde büyüme riski taşıdığı görülüyor.





