Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması halinde çok ağır sonuçlarla karşılaşacağını söyledi. Küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na ilişkin bu açıklamalar, barış müzakerelerinin geleceği ve enerji piyasaları açısından yeni bir belirsizlik yarattı.

Botokslu Banka Genel Müdürü Kimdir? Ne Anlama Geliyor?
Botokslu Banka Genel Müdürü Kimdir? Ne Anlama Geliyor?
İçeriği Görüntüle

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapattığını duyurmasının ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise boğazın fiilen kapanmadığını, ticari gemi trafiğinin sürdüğünü ve ABD güçlerinin bölgedeki seyrüsefer güvenliğini izlediğini açıkladı. Ancak diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde Trump’ın askeri müdahale mesajı vermesi, müzakere masasındaki kırılgan atmosferi daha da hassas hale getirdi.

Trump Hürmüz Boğazı İçin Ne Dedi?

Hürmüz1

ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’a yaptığı açıklamada İran’a Hürmüz Boğazı üzerinden çok sert mesajlar verdi. Trump, İranlı yetkililere boğazın kapatılması halinde ülkenin ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacağını söylediğini aktardı. Açıklamalarında askeri seçeneklere açık kapı bırakan Trump, gerekirse ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele alabileceğini de dile getirdi.

Trump’ın sözleri yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmadı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın nükleer zenginleştirme hakkından vazgeçilmeyeceği yönündeki açıklamalarına da yanıt veren ABD Başkanı, İran yönetimine “sözlerine dikkat etme” çağrısı yaptı. Bu açıklamalar, İsviçre’de yürütülen barış görüşmelerinin gölgesinde yeni bir diplomatik gerilim başlığı oluşturdu.

ABD Başkanı ayrıca İran ile yürütülen mutabakat sürecine ilişkin 60 günlük bir takvimden söz etti. Trump, bu sürenin ardından elindeki seçenekleri değerlendireceğini belirterek müzakere sürecini baskı altında tutan bir mesaj verdi. Bu ifade, ABD’nin nihai anlaşma için belirlenen süre dolmadan İran’dan somut adım beklediğini gösteriyor.

Hürmüz Boğazı’nın önemi ise yalnızca bölgesel güvenlikle sınırlı değil. Basra Körfezi’nden dünya piyasalarına taşınan petrolün önemli bir bölümü bu hat üzerinden geçiyor. Bu nedenle Hürmüz’de yaşanacak her kriz, petrol fiyatları, enerji arz güvenliği ve küresel ticaret açısından doğrudan sonuç doğurabilecek nitelikte görülüyor.

ABD ile İran arasındaki görüşmeler, geçici mutabakatın kalıcı bir anlaşmaya dönüştürülmesi amacıyla İsviçre’de yürütülüyor. Masada İran’ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıklar, Hürmüz Boğazı’ndan ticari geçişler ve Lübnan’daki ateşkes gibi başlıklar bulunuyor.

Sürecin en hassas noktalarından biri Lübnan’daki çatışmalar. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ve Hizbullah’ın vereceği olası yanıtlar, ABD-İran hattındaki müzakere atmosferini doğrudan etkiliyor. İran tarafı, Lübnan’daki gelişmeleri ateşkesin uygulanması açısından kritik görüyor. ABD ise İran’dan bölgedeki müttefikleri üzerindeki etkisini kullanmasını istiyor.

İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığına ilişkin açıklaması da bu atmosferde geldi. ABD tarafı ise bu iddiayı kabul etmedi ve bölgede gemi trafiğinin sürdüğünü bildirdi. Bu karşılıklı açıklamalar, sahadaki gerçek durum ile siyasi mesajlar arasındaki farkı bir kez daha ortaya koydu.

Trump’ın tehditleri, müzakerelerin seyrini zorlaştırabilir. Çünkü bir yandan İsviçre’de diplomatik çözüm aranırken, diğer yandan Washington’dan gelen sert askeri söylemler Tahran’ın müzakere masasında geri adım atmasını daha zor hale getirebilir. İran iç siyasetinde sertlik yanlılarının etkisi düşünüldüğünde, Trump’ın açıklamalarının Tahran’daki karar alma sürecini daha da karmaşıklaştırması mümkün.

Enerji piyasaları da gelişmeleri yakından izliyor. Hürmüz Boğazı’na ilişkin her kapatma tehdidi, petrol arzında aksama ihtimalini gündeme taşıyor. ABD’nin boğazdaki geçiş güvenliğine ilişkin açıklamaları kısa vadede piyasaları rahatlatabilir ancak diplomatik gerilimin tırmanması fiyatlarda yeni dalgalanmalara yol açabilir.

İsviçre’de barış arayışı devam ederken Trump’ın Hürmüz çıkışı, sürecin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. ABD ve İran’ın önünde 60 günlük kritik bir diplomasi takvimi bulunuyor. Bu sürede Hürmüz, nükleer program, Lübnan ateşkesi ve yaptırımlar konusunda ilerleme sağlanamazsa bölgede yeni bir kriz dalgası yaşanabilir.