Elektrikli otomobil sektöründe dikkat çeken ortaklıklardan biri yeni bir aşamaya geçti. Dünyanın en büyük batarya üreticilerinden CATL ile otomotiv devi Ford'un ABD'de hayata geçirdiği batarya fabrikasında üretim resmen başladı. İki şirketin teknoloji lisans anlaşması kapsamında kurulan tesis, yalnızca Ford'un elektrikli araç planları açısından değil, CATL'ın küresel büyüme stratejisi bakımından da önemli bir adım olarak görülüyor. Şirket, yalnızca batarya ihracatına dayalı modeli geride bırakarak teknoloji lisanslama ve yerel üretimi merkeze alan yeni bir yapıya geçiyor. ABD'deki fabrikanın üretime başlamasıyla birlikte Macaristan ve Endonezya'da kurulan yeni tesislerin de kısa süre içinde faaliyete geçmesi bekleniyor. Üretilecek lityum demir fosfat bataryaların ilk etapta Ford'un elektrikli araçlarında kullanılması planlanırken, ilerleyen dönemde enerji depolama sistemlerine de katkı sağlaması hedefleniyor.
Michigan eyaletinde kurulan fabrikanın yatırım planı ilk olarak 2023 yılında açıklandı. Başlangıçta 3,5 milyar dolarlık yatırımla yıllık 35 GWh üretim kapasitesi hedeflenirken, daha sonra proje yeniden düzenlendi. Güncellenen plan kapsamında yatırım tutarı 2 milyar dolara, üretim kapasitesi ise 20 GWh seviyesine indirildi. Ford, üretim planını genişleterek enerji depolama sistemleri için batarya üretimini de proje kapsamına dahil etti.
İlk Otomotiv Bataryaları 2026'da Teslim Edilecek
Ford, tesiste üretilen ilk prizmatik lityum demir fosfat batarya hücrelerinin deneme üretiminin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Üretilen hücreler, CATL'ın kalite standartlarına uygunluk açısından kapsamlı testlerden geçiriliyor. Şirket, üretimde milyarda bir hata oranına ulaşmayı hedefliyor.
Fabrikanın 2026 yılı içerisinde ilk seri üretim bataryalarını Ford'a teslim etmesi planlanıyor. Bu bataryalar, markanın uygun fiyatlı ve orta sınıf elektrikli pickup modellerinde kullanılacak. CATL yetkilileri ise küresel pazarlarda artan gümrük vergileri, yerelleştirme politikaları ve karbon ayak izi düzenlemeleri nedeniyle teknoloji ortaklıkları ve yerel üretim modelinin giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti.




