Sosyal medyada bir dedikodu dalgası koptu mu durdurmak zor olacaktır. Cem Küçük hakkında çıkan "gözaltına alındı" veya "tutuklandı" haberleri de tam olarak bu mecranın uydurma çarkından nasibini alanlardan olacaktır. İşin aslı nettir: Ortada ne bir polis baskını vardır ne de verilmiş bir tutuklama kararı.

Medya dünyasında veya siyasette polarizasyonu yüksek figürler hakkında bir iddia ortaya atıldığında, doğruluğu teyit edilmeden yangın gibi yayılması artık alıştığımız bir sosyal medya ritüeli haline geldi. İnsanların duymak istedikleri senaryolar ile gerçekler arasındaki çizgi belirsizleştiğinde, teyitsiz bilgilerin esiri oluyoruz. Bir gazeteci hakkında hukuki bir işlem yapıldığında bunun adresi X (Twitter) hesapları değil, adliye koridorları ve resmi makamlardır.

0850 901 05 52 Kimdir? Neden Arıyor?
0850 901 05 52 Kimdir? Neden Arıyor?
İçeriği Görüntüle

Öykü Didem Aydın Neden Öldü? Aydın Kimdir?

Öykü Didem Aydın Neden Öldü 2

Spekülasyonların fitilini ateşleyen gelişme son derece bariz olacaktır. 2026'nın Temmuz ayında Cem Küçük'ün TGRT Haber ve Türkiye Gazetesi ile olan bağları kopacaktır. Yıllardır ekran yüzü olduğu kurumdan ayrıldığı an, sosyal medyadaki klavye tetikçileri bu gelişmeyi bir gözaltı senaryosuna çevirmekte gecikmeyecektir. Oysa konu tamamen medya grubuyla yolların ayrılmasından ibaret olacaktır.

Medya sektöründe iş akdinin feshedilmesi veya kurumla yolların ayrılması son derece doğal bir süreçtir. Ancak ekran yüzü olan popüler bir ismin ayrılığı, dijital mecrada anında bir "operasyon" veya "soruşturma" kılıfına sokulmaya çalışılıyor. Kurumsal bir kan değişikliğini polisiye bir vakaya dönüştürmek, dijital manipülasyonun ve tık avcılığının ne kadar tehlikeli bir boyuta ulaştığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Arama motorlarındaki "Cem Küçük tutuklandı mı?" sorgularının bu kadar patlamasının bir diğer sebebi de kafa karışıklığı olacaktır. Kendisi ekranlarda pek çok adli soruşturmayı, dava sürecini yorumlayan bir isimdir. Geçmişte haberini yaptığı veya üzerine yorum kattığı soruşturmalar, zamanla kulaktan kulağa "kendisinin soruşturulması" şeklinde algılanacaktır. Üzerine bir de kurum içi ayrılık eklenince dezenformasyon ateşi iyice parlayacaktır.

İnternet okuryazarlığındaki en büyük eksikliklerden biri de bağlam kopukluğudur. Ekranlarda her gün yargı kararlarından, dosyalardan, gözaltılardan bahseden bir yorumcunun adı arama motorlarında bu anahtar kelimelerle eşleşince, algoritmalar ve dikkatsiz okuyucu olayı tamamen ters çevirebiliyor. "Haberini yapan" ile "habere konu olan" arasındaki fark silindiğinde ortaya işte bu trajikomik dezenformasyon tablosu çıkıyor.