Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), Türkiye Sağlık Raporu 2025'i yayımladı. Rapora göre Türkiye'de kızamık vakaları 2023 yılında 5 bin 88'e ulaşarak zirve yaptı. 2024 yılında ise bu sayı bin 584'e düştü.

HASUDER Başkanı Dr. Bülent Kılıç, kızamık vakalarına ilişkin güncel tabloyu 24 Saat'e anlattı. Bu düşüşün yanıltıcı olduğunu belirten Kılıç, 'Aşı oranları yüzde 95'in altında kaldıkça her 3-4 yılda bir yeni salgınlar yaşanacaktır' dedi.

Öte yandan, 'Türkiye'nin aşı konusunda dışa bağımlı bir ülke haline geldiğini' vurgulayan Kılıç, yerli aşı üretiminin gerekliliğine dikkat çekti.

İşte Dr. Kılıç'ın kızamık salgını ve aşılama politikalarına dair yanıtları...

'Kızamık hastalığı bir kez başlayınca hızla yayılır'

Kızamık vakalarında toplumsal bağışıklık için yüzde 95 eşik değeri kritik kabul ediliyor. Küresel ve yerel oranların bu sınırın altında kalması, önümüzdeki yıllarda bizi nasıl bir salgın dinamiğiyle karşı karşıya bırakabilir?

Kızamık aşı oranı yüzde 95'in altına düştüğü zaman 'duyarlı' dediğimiz hastalığa karşı savunmasız çocuk sayısı artmaya başlar. Aşısız çocuk oranı ilk yıl yüzde 5 iken daha sonraki yıllarda birikerek kümülatif bir şekilde artar ve yüzde 20-25 civarına çıkar. Dolayısıyla aşılama tam yapılmadıkça her yıl aşısız çocuk sayısı birikerek artar. Bu da bir müddet sonra bu çocukların hızla hastalanmasına yol açar. Hastalık bir kez başlayınca hızla yayılır. Bunun temel nedeni hastalığın hava yoluyla yani kolay ve hızla bulaşmasıdır. Bu nedenle Kızamık hastalığı doğası gereği aşılama oranlarının düştüğü ülkelerde/bölgelerde her 3-4 yılda bir salgınlar yapar.

Türkiye'de 2023 yılında 5 bini aşan vaka sayısından sonra 2024'te görülen düşüş, riskin kontrol altına alındığı anlamına mı geliyor yoksa yeni bir dalga öncesi 'sessiz dönem' mi yaşanıyor?

Bu durum ülkemiz için yeni bir kızamık salgını öncesi girilen görece daha sessiz dönemdir. Ülkemizde 2023 yılında 5.088, 2024 yılında 1.584 kızamık vakası tespit edilmiştir. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) raporuna göre, Mayıs 2022 ile Nisan 2023 arasında Türkiye, DSÖ Avrupa bölgesinde en yüksek kızamık sayısına (1543 vaka) sahip ülke olmuştur. 2023 depremleri nedeniyle deprem bölgesinde aşılama faaliyetlerinde meydana gelen kesintiler ve gecikmeler ile kızamık vaka artışlarının daha fazla olduğu da tahmin edilmektedir.

Kızamık hastalığı doğası gereği aşılama oranlarının düştüğü ülkelerde/bölgelerde her 3-4 yılda bir salgınlar yapar. Salgınlar sonrasında risk altındaki çocuk nüfusu doğal olarak bağışık hale geldiği için 3-4 yıllık görece daha az kızamık vakasının görüldüğü bir sessiz dönem yaşanır. Türkiye şu anda bu sessiz döneme girmiştir. Ancak ülkemizde aşılama oranları böyle oldukça veya daha da düştükçe her 3-4 yılda bir kızamık salgınları tekrarlayacaktır. Örneğin hastalığın yoğun görüldüğü 2023 yılından önceki yıllarda hastalık 3-4 yıl daha az sayıda görülmüştür. Duyarlı grup biriktikçe hastalık patlayıcı tarzda salgın yapar. Bu nedenle eğer aşı oranlarımızı ve 2. doz aşılarımızı yüzde 95 üzerine çıkarmazsak 2023- ve 2024'te yaşanan kızamık salgınları birkaç yıl sonra tekrarlayacaktır.

'İkinci doz kızamık aşısının ihmali salgın riskini artırır'

COVID-19 pandemisi sonrası artan aşı karşıtı söylemler ve aşı hizmetlerine erişimdeki aksaklıklar, kızamık gibi 'unutulmaya yüz tutmuş' hastalıkların geri dönmesinde ne kadar belirleyici oldu?

Kızamık ve benzeri salgınların başlamasındaki temel sorun aşı karşıtı söylemlerdeki artış ve aşılama oranlarındaki düşüşlerdir. Bu iki faktör temel belirleyici olmuştur. Aşı karşıtı grupların sosyal medyada daha aktif olmaları birçok ebeveynin kafasının karışmasına ve bir aşı tereddütü yaşamalarına yol açmaktadır. Sağlık Bakanlığının aşı konusunda toplum sağlığını öne alan bir yasal düzenlemeyi hala yapmaması nedeniyle de aşı yaptırmak ebeveynlerin onayına ve isteğine bırakılmakta, bu durum da ülkemizde aşı oranlarının giderek düşmesine yol açmaktadır.

2023 yılında dünya genelinde çocukların yalnızca yüzde 74'ünün iki dozu tamamlayabildiği görülüyor. İkinci dozun ihmal edilmesi, bireysel korumanın ötesinde toplumsal bağışıklık zincirini nasıl kırıyor?

Kızamık aşısının antikor düzeyi (bağışıklık düzeyi) yıllar geçtikçe düşer ve bu nedenle çocuklar eğer 2. doz aşılarını olmazsa tekrar hastalanma riski ile karşı karşıya kalırlar. Toplumda risk altında çocuk sayısının artışı ise toplumsal bağışıklık zincirini zayıflatır ve hastalık tekrar hızla yayılır. Toplumda hastalıkla karşılaştığında buna karşı koruyucu antikoru olmayan aşısız çocuklar fazlaysa hastalık bir çocuktan diğerine kolayca bulaşır. Aşılı çocuk sayısı fazlaysa hastalık hızla yayılamaz, sadece lokal düzeyde kalır. Yani toplumsal bağışıklık düzeyi çok önemlidir ve ikinci doz kızamık aşısının ihmali salgın riskini artırır.

'Vatandaşlarımızın aşıları tam olmadan salgın engellenemez'

Türkiye özelinde kızamık vakalarının demografik dağılımını (yaş grupları, yerli/göçmen nüfus) nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu noktada izlenmesi gereken özel bir takip politikası olmalı mı?

Sağlık Bakanlığı bu konuda kızamık vakalarının yaş, cinsiyet, yer gibi bilgilerini içeren ayrıntılı bir rapor yayınlamamaktadır. Ancak DSÖ verilerine göre Türkiye'de illerin yaklaşık dörtte birinde aşı oranları düşüktür. Bu iller çoğunlukla Orta Anadolu bölgesinde yer almaktadır. Türkiye'de yüzde 95ten düşük (yüzde 90-94 arasında olan) aşılama oranına sahip 20 il şöyledir: Sivas, Bingöl, Çankırı, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir, Tokat, Yozgat, Hakkari, Rize, Giresun, Sakarya, Bilecik, Afyon, Konya, Aksaray, Niğde, Burdur. Bayburt'ta ise aşı oranı yüzde 80-89 arasındadır.

Türkiye, en çok dış göçmen barındıran ülkelerden birisidir ve göçmen nüfusun geldiği ülkeler Suriye, Afganistan, Irak, İran gibi aşı programları oldukça sorunlu olan ülkelerdir. Bu nedenle her ne kadar ülkemizde göçmenlere uygulanan yaygın aşı programları olsa da ülkemizde salgınlar çıkmaması için önemli olan kendi vatandaşlarımızın aşılarının tam olması gerektiğidir. Ayrıca göçmenlere yönelik düzenli bir izlem programı olması, çocukluk çağı ve maternal aşıların zamanında ve tam yapılması gerekmektedir. Bu noktada öncelikle riskli gruplara özel bir izlem politikası ve ayrıca kendi çocuklarımıza karşı tam bir bağışıklama politikası uygulanmalıdır. Salgınlar ve ölümler ancak bu şekilde önlenebilir.

Göçmenlere yönelik aşı uygulamaları DSÖ önerilerine göre şöyle olmalı:

· Hiçbir ayrım yapılmaksızın tüm göçmenlerin aşılara ücretsiz erişiminin sağlanması.

· Geliştirilen kapsayıcı aşı politikalarına düzensiz göçmenleri hedefleyen politikalar da dahil ederek kalıcı olmasını sağlamak.

· Yaşam boyu hareketli nüfuslara telafi aşılaması sağlamak için sağlık sistemlerini güçlendirmek ve bu faaliyetler için yeterli kaynakları sağlamak.

· Göç boyunca kişilerin taşıyacağı zorunlu aşı kartlarını uygulamaya koymak.

· Sağlık çalışanlarını göçmen gruplara yönelik olarak özel olarak eğitmek.

· Göçmen nüfuslarında aşılama hizmetlerindeki veri toplama yöntemlerini güçlendirmek.

'Aşı ve vaka sayıları kolayca takip edilemez hale geldi'

Türkiye'de sürveyans (izleme) ve vaka bildirim sistemleri mevcut artışı kontrol altına almakta ne kadar yeterli? Gizli vaka kalma riski var mı?

Türkiye'de kızamık hastalığı ve aşı ile ilgili sürveyans, vaka bildirim sistemleri yetersizdir ve kayıtlara geçmeyen çok sayıda vaka olduğu tahmin edilmektedir. Bu alanda hızla aşılama ile ilgili tüm verileri içeren kapsayıcı bilgi sistemleri oluşturmak veya olanları geliştirmek gerekmektedir.

Dr. Kılıç, yaşanan sorunları ise şöyle sıraladı:

· Aşıların aile hekimlerince yapılması sonrasında bu kayıtlar İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından aylık olarak kolaylıkla izlenemez bir hale gelmiştir. Aile hekimlerinin düzenli bildirim yapmaması (yapmak zorunda olmaması), elektronik kayıt sisteminden verilerin süzülerek alınmasında yaşanan sorunlar nedeniyle aşı ve vaka sayıları kolayca takip edilemez hale gelmiştir.

· Hastalık bildirimlerinin ilçe sağlık müdürlükleri, hastaneler ve aile hekimleri arasında paylaşımı ve bildirim zamanında sorunlar yaşanmaktadır.

· Birçok kızamık vakası kayıtlara geçmemektedir (laboratuvar desteğinin eksik olması veya hekimler tarafından bildirilmemesi nedeniyle).

· Sağlık Bakanlığı kızamık vaka sayılarını düzenli olarak açıklamamakta, veriler kamuoyu ve bilim insanlarından saklanmaktadır.

'Sağlık okuryazarlığı artırılmalı ve aşı tereddütü ortadan kaldırılmalı'

Okul çağındaki çocuklar ve hareketli nüfus (göçmen/mevsimlik işçi) düşünüldüğünde; sadece 'tavsiye niteliğinde' kalan bir aşılama politikası yeterli mi? Kayıt dışı vakaların sisteme dahil edilmesi ve toplu alanlarda (okul, kreş vb.) salgın zincirini kırmak için 'aşı kartı zorunluluğu' gibi daha radikal denetim mekanizmaları devreye girmeli mi?

Sadece tavsiye niteliğinde bir aşı uygulaması kesinlikle yetersizdir. Bu konuda yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir:

· Sağlık Bakanlığının aşı konusunda toplum sağlığını öne alan, halk sağlığını korumakla bireysel özgürlük alanlarını birbiriyle çeliştirmeyecek bir şekilde aşı konusunda yasal düzenlemeleri acilen yapması gerekmektedir.

· Aşı uygulamalarına toplum katılımının sağlanması gerekmektedir. Bu konuda sağlık okuryazarlığını arttırarak aşı tereddütünü ortadan kaldırmak ve olası yanlış bilgilerin önüne geçmek gerekmektedir.

· Birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek (aile hekimleri, ilçe sağlık müdürlükleri) için aşılama konusunda alt yapı, teknik donanım, sağlık insangücünü iyileştirmek gerekmektedir.

· Tüm aşılar ücretsiz olmalıdır. Aşılara ulaşabilirliği kolaylaştırmak gerekmektedir.

· Aşı kartı uygulaması zorunlu hale getirilmeli, aşı kartını gösteren ve aşılarını zamanında yaptıran ebeveynler için okul kaydı, sosyal yardım, ücretsiz eğitim olanaklarının sağlanması, iş bulma vb konularda teşvik edilmesi gerekmektedir.

· Kayıt dışı vakaların engellenmesi için elektronik kayıt sistemleri geliştirilmeli, hekimlerin hizmet içi eğitimleri yapılmalıdır.

'Türkiye'yi önümüzdeki yıllarda yeni salgınlar bekliyor'

Mevcut aşılama ivmesiyle devam edilirse, önümüzdeki 5 yıl içinde sağlık sistemimizi nasıl bir yük bekliyor? Topluma ve karar vericilere verilmesi gereken en acil mesaj nedir?

Mevcut durumda Türkiye aşı konusunda dışa bağımlı bir ülke haline gelmiştir. Bu durum hem ekonomik açıdan bir yüktür hem de aşının stratejik bir madde olması nedeniyle halk sağlığını ve ulusal güvenliği tehdit eder hale gelmiştir. Mevcut durum Türkiye'yi önümüzdeki yıllarda yeni salgınların beklediğini göstermektedir. Bu da hastalık yükü açısından iş gücü kaybı, ekonomik yük anlamına gelmektedir. Hastalıklar ve salgınlar sağlık sisteminin üzerindeki yükü artırmaktadır.

En acil mesaj; Türkiye'nin acilen kendi aşılarını üretebilen bir sistem kurması gerektiğidir. Bu konuda çalışan bilim insanlarının desteklenmesi, özel sektöre ait değil ulusal sisteme ait bir aşı üretim merkezinin acilen kurulması gerekmektedir. Yapımı başlayan Hıfzıssıhha Türkiye Aşı ve Biyoteknolojik Ürün Araştırma ve Üretim Merkezi bir an önce tamamlanarak açılmalıdır.

Aşı kararsızlığı yaşayan ebeveynlerin en büyük çekincesi genellikle yan etkiler veya içeriklerle ilgili dolaşan dezenformasyonlar oluyor. Bilimsel veriler ışığında, 'aşının riski' ile 'hastalığın riski' arasındaki dengeyi bir de sizden dinleyebilir miyiz? Aşılanmamış bir çocuk sadece kendisini mi, yoksa tüm mahalledeki çocukları mı riske atıyor?

Kızamık aşısı yapıldığı için ölen veya sakat kalan hiçbir çocuk yoktur. Otizm iddialarının doğru olmadığı eldeki aşı verileriyle kesin olarak kanıtlanmıştır. Aşının yan etkileri son derece az ve hafiftir (hafif ateş, kırgınlık vb). Kızamığın hızla yayılan ve ölümlere yol açan bir hastalık olduğu ise acı bir gerçektir. Her yıl tüm dünyada aşı olmadıkları için kızamığa bağlı olarak ölen çocuk sayısı yaklaşık yüzbin dolayındadır. Oysa yaygın aşılama ile tüm dünyada her yıl kızamığa bağlı olarak yaklaşık 3 milyon çocuk ölümü önlenmektedir. Aşının yapılmadığı devirlerdeki kızamığa bağlı çocuk ölümleri son derece yüksekti. Bu nedenle aşının riski ile hastalığın riski karşılaştırıldığında kesinlikle aşı birinci tercih olmalıdır. Aşılanmamış bir çocuk ise hastalığı üzerinde taşıyarak bir kaynak haline gelmekte ve etrafındaki tüm aşısız çocukları da hastalığı bulaştırarak riske atmaktadır.

Beynin detoksu kaliteli uyku!
Beynin detoksu kaliteli uyku!
İçeriği Görüntüle
Muhabir: Esin Özdemir