İkbal Uzuner Mezarlık Olayı Nedir?
İkbal Uzuner Mezarlık Olayı Nedir?
İçeriği Görüntüle

İran halkı, ABD ve İsrail karşısında yaşanan savaş sürecine nasıl hazırlandı, 1980’lerdeki İran-Irak Savaşı bugünkü toplumsal hafızayı nasıl etkiledi, şehirlerde siren sesleriyle büyüyen dayanışma kültürü bugün hangi izleri taşıyor? Cihan Aktaş, Urumiye ve Tahran’da geçirdiği yıllardan hareketle İran toplumunun savaş dönemlerinde gösterdiği direnç, gündelik hayatın akışı, kadınların kamusal alandaki konumu, devrim sonrası sosyal değişimler ve devlet-halk ilişkisine dair gözlemlerini aktardı. Yazıda, geçmiş savaş tecrübelerinin bugünkü tavır üzerindeki etkisine dikkat çekildi.

Savaş Yıllarından Bugüne İran Toplumu

İran’ın Abd Ve İsrail Karşısındaki Direnişinin Arka Planı-1Cihan Aktaş, 1986’da ailesiyle birlikte kara yoluyla İran’a gittiğini, ilk olarak Batı Azerbaycan’ın merkezi Urumiye’de yaşadığını anlattı. O dönemde İran-Irak Savaşı devam ediyordu. Kentte hayat, “kırmızı alarm” uyarılarına göre şekilleniyordu. Alarm verildiğinde aileler bodrumlara iniyor, pencerelerin önüne kum çuvalları yerleştirilen alanlar sığınak olarak kullanılıyordu.

Aktaş’ın anlatımına göre savaş, günlük hayatı tamamen durdurmadı. Taziye ziyaretleri sıklaşırken düğünler, aile buluşmaları ve çarşı hayatı da sürdü. Urumiye’de kadınların sosyal yaşamdaki varlığı, alışveriş alanları, düğün hazırlıkları ve aile içi ilişkiler üzerinden aktarıldı. Yazıda, savaş ortamına rağmen toplumun gündelik düzenini koruma çabasına geniş yer verildi.

Tahran’a taşınan Aktaş, burada da Şehirler Savaşı’nın etkilerini yaşadı. Yakınlarına düşen bombalar, sokaklardan geçen cenazeler, karneyle alınan gıdalar ve sığınak arayışı dönemin şehir hayatını anlatan başlıklar arasında yer aldı. Yazar, bu dönemde halkın savaş şartlarına uyum sağlama biçimini, dayanışma duygusunu ve metanetini öne çıkardı.

Kadınlar, Devrim Sonrası Hayat Ve Bugünkü Direniş

Yazıda İranlı kadınların devrim sonrası kamusal hayattaki konumu da ele alındı. Aktaş, bazı kadınların devrimin ilk yıllarında gönüllü örtündüğünü, savaşın ve cepheden gelen cenazelerin toplum psikolojisi üzerinde etkili olduğunu belirtti. Resmî kurumlarda örtünme kurallarının zamanla zorunlu hale gelmesi, yazarın kişisel gözlemleriyle aktarıldı.

Cihan Aktaş, Tahran yıllarında dönemin başbakanı Mir Hüseyin Musevi’nin eşi, şair ve grafiker Zehra Rahneverd ile yaptığı söyleşiye de yazısında yer verdi. Rahneverd’in kendi çalışmalarıyla anılmak istediğini dile getirdiğini aktaran Aktaş, İran’daki reformist çizgi, özgürlük talebi ve sonraki yıllarda yaşanan siyasi kırılmalara da değindi.

Yazının son bölümünde İran halkının ABD ve İsrail karşısındaki direnişi, 1980’lerde Saddam yönetimine karşı verilen mücadeleyle birlikte değerlendirildi. Aktaş, halkın metaneti ve dayanışma kabiliyeti olmadan böyle uzun soluklu direnç gösterilemeyeceğini ifade etti. Aynı zamanda gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramaması, kamusal alanda genç kızlara saygılı yaklaşım gösterilmesi ve halktan gelen eleştirilere kulak verilmesi gerektiğini yazdı.