Marmara Denizi'nde meydana gelen son depremin ardından İstanbul'da beklenen büyük deprem yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Uzun yıllardır bilim insanlarının farklı senaryolar üzerinden değerlendirdiği Marmara depremi konusunda yeni açıklamalar gelmeye devam ediyor. Özellikle Avcılar, Kumburgaz ve Adalar açıklarında bulunan fay segmentleri üzerindeki tartışmalar yeniden hız kazanırken, deprem büyüklüğüne ilişkin öngörüler de kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi eski öğretim üyelerinden Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'ndeki fayların mevcut durumuna ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bektaş, yıllardır dillendirilen 7,2 ile 7,6 büyüklüğündeki deprem senaryolarının kesin kabul edilmemesi gerektiğini belirtirken, fayların davranışlarının zaman içerisinde değişebileceğine dikkat çekti. Uzman ismin açıklamaları, Marmara'da olası deprem büyüklüğü ve riskli bölgeler konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Prof. Dr. Osman Bektaş'a göre Marmara Denizi içerisindeki fayların ne kadarının enerji biriktirdiği, ne kadarının ise sürünerek hareket ettiği henüz tam olarak bilinmiyor.

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Atandı! Burdur'un İlk Kadın Vali Yardımcısı Oldu
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Atandı! Burdur'un İlk Kadın Vali Yardımcısı Oldu
İçeriği Görüntüle

Bektaş, büyük depremlerin oluşabilmesi için geniş ve kilitli fay alanlarına ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, Marmara'da sıkça gündeme gelen yüksek büyüklükteki deprem senaryolarının bilimsel açıdan halen tartışmalı olduğunu belirtti.

Özellikle Avcılar-Kumburgaz ve Adalar segmentlerinde enerji birikiminin boyutuna ilişkin yeterli verinin bulunmadığını söyleyen Bektaş, bu nedenle kesin sonuçlara ulaşmanın mümkün olmadığını kaydetti.

7,5 Büyüklüğünde Deprem Olasılığı Tamamen Dışlanmıyor

Uzman isim, Marmara Denizi'nde birden fazla fay segmentinin aynı anda kırılması halinde büyük bir depremin teorik olarak mümkün olduğunu ifade etti.

Ancak geçmiş depremler incelendiğinde Marmara içerisindeki bazı çukurların kırılmaları sınırlandıran doğal bariyer görevi görebileceğine dikkat çekti.

1912 Mürefte Depremi ile 1999 Marmara Depremi örneklerini hatırlatan Bektaş, her iki depremde de kırılmaların belirli bölgelerde durduğunu ve bunun bilimsel açıdan önemli bir veri olarak değerlendirildiğini söyledi.

Deprem büyüklüğüne ilişkin senaryoların tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Bektaş, dikkatlerin yapı güvenliğine çevrilmesi gerektiğini belirtti.

Fayların zaman içerisinde farklı davranışlar gösterebildiğini ifade eden uzman isim, geçmişte büyük deprem üreten bazı fayların bugün sürünerek hareket ettiğini ve enerjiyi farklı şekilde boşalttığını hatırlattı.

İstanbul ve Marmara Bölgesi için en önemli konunun depreme dayanıklı yapılaşma olduğuna dikkat çeken Bektaş, olası risklerin azaltılmasında güvenli binaların belirleyici rol oynadığını ifade etti. Marmara'da beklenen depremle ilgili bilimsel çalışmalar sürerken, uzmanlar yapı stokunun güçlendirilmesi gerektiği konusunda ortak görüşte buluşuyor.